Blog

Radon Nedir? (Sinsi Ölüm)

Radon, yerkabuğunda oluşan durağan, renksiz, kokusuz, kısaca görünmez bir gazdır. İnsan duyuları radon gazını hissedemez. Soluduğumuz havanın içinde her birimizi çevreler. Açık alanlarda radon hızlı bir şekilde dağılır ve çoğunlukla sağlık açısından bir sorun teşkil etmez. Radon gazı, bina temellerindeki çatlaklardan ve diğer deliklerden binalara girdikten sonra içerde hapsolur ve çıkamaz. Asıl tehlikeyi iç mekanlarda bulunan radon gazı oluşturur.

Peki Radona Neden Dikkat Etmeli?

Radon, sigara içmeyen insanlar arasında akciğer kanserine neden olan bir numaralı etkendir. Radon kaynaklı akciğer kanseri, dünyada yangınların ve karbon monoksit kaynaklı zehirlenmelerin toplamından daha fazla ölüme neden olur.

Zaman içinde radon solumak akciğer kanseri riskini artırır. Radon, Amerika Birleşik Devletleri’nde akciğer kanserinin ikinci önde gelen nedenidir. Her yıl yaklaşık ABD’de 21,000 Avrupa’da da 20,000 kişinin radona bağlı akciğer kanserinden öldüğü tahmin ediliyor. Sadece sigara içmek akciğer kanserinden bu sayılardan daha fazla ölüme neden olur.

Radon Nereden Geliyor?

Evlerimizin altındaki toprak ve kayalar uranyum izleri içerir. Zamanla uranyum parçalanır ve daha düşük kütleli başka elementler oluşturur. Bu olaya radyoaktif bozunum denir. Radon, uranyumun bozunma zincirindeki bir halkadır. Radon gazı bozunduğunda, etrafa alfa parçacığı radyasyonu yayar. Bu radyoaktif parçacık, iki proton ve iki nötrondan oluşur.

Radyasyon & DNA

Bütün hücrelerimiz DNA içerir. DNA, hücreler için kendi kopyalarını oluşturmaları konusunda bir kullanım klavuzu görevi görür.

Bir alfa parçacığı DNA’mıza çarptığında hücreye zarar verebilir. Hücreler sürekli olarak kendilerini çoğaltırlar, ancak bozulmuş bir hücrenin çoğalma süreci kansere sebebiyet verebilir.

Dalga-Parçacık İkililiği

Her tür radyasyon, onu nasıl gözlemlediğimize bağlı olarak hem parçacık hem de dalga olarak davranabilir. Alfa parçacığı ve alfa radyasyonu terimlerinin aynı anlamı ifade etmelerinin nedeni budur.

İyonize Radyasyon

İyonize radyasyonun, farklı maddelere nüfuz edebilen alfa, beta, gama, X-ışını ve nötron radyasyonu gibi farklı formları vardır. Genellikle radyasyon denildiğinde akla ilk olarak X-ışınları ve tıbbi tarama cihazları gelir. Ancak bunların etkileri sanıldığı kadar yüksek değildir. Alfa parçacığı yapısı gereği diğer radyasyon türlerine göre daha fazla kütleye sahip olduğundan dolayı insan teninden geçip vücuda nüfuz edemez. Ancak alfa parçacığını vücudumuza soluyarak veya yutarak alma ihtimalimiz vardır ve bu ihtimal hiç de düşük değildir. Alfa parçacığı bir şekilde insan vücuduna girdiği zaman radyasyonu durdurmaya elverişli olmayan hücreler ile temasa geçer.

Alfa Radyasyonu X Gama Radyasyonu

Alfa radyasyonunun (radon gibi) gama radyasyonuna göre DNA üzerinde çok daha büyük bir etkisi vardır. Alfa ve gama radyasyonların hücreye verdikleri zararları daha iyi canlandırmak için alfa radyasyonunu bir top güllesine gama radyasyonunu da bir iğneye benzetebiliriz. Top güllesinin hücreye vereceği hasar iğnenin verebileceği hasardan çok daha yüksek olacaktır.

Akciğerler, oksijen moleküllerinin soluduğumuz havadan kan dolaşımımıza geçmesine izin verir. Oldukça hassas bir dokuya sahiptir. Radon gibi alfa yayan maddeler solunduğunda, akciğer hücrelerinin DNA’sına zarar verebilirler. Bu da akciğer kanserine sebebiyet verir.

Binalardaki Radon

Modern binalar genellikle iyi yalıtılmıştır ve bazı binaların pencereleri kullanılamaz durumlarda olabilir. Bu, enerji maliyetlerinden ve tüketiminden tasarruf sağlamak içindir. Ancak, az hava akışı demek, radonun yüksek seviyelere çıkmasına ve uzun süreli maruz kalmaya neden olması demektir. Havalandırma, radon seviyelerini güvende tutmak için bir çözüm yolu olabilir.

Binaların içindeki radon konsantrasyonu genellikle dışarıdan çok daha fazladır. Gaz yerden gelir, yakalanır ve evlerimizde tutulur. Bu da doğada oldukça nadir karşılaştığımız seviyeleri görmemize neden olur.

Bazı binaların üst katlarında daha yüksek radon seviyeleri ile karşılaşmak mümkündür. Bunun nedeni yapay havalandırma, radonun doğal yollar ile yukarı çıkması veya kullanılan yapı malzemelerinden kaynaklı olabilir.

Radon yükselir ve bina temellerindeki temeldeki çatlaklardan, boruların giriş noktalarından, tesisatlardan veya daha farklı yollar ile yükselerek bir eve veya işyerine sızabilir.

Soğuk hava, rüzgar, basınç ve toprağın değişmesi gibi doğal gelişen yollar, hatta depremler ve inşaatlar dahi radon seviyelerini etkileyebilir.

Bunların yanında denizlerdeki radon seviyesi genellikle oldukça düşüktür.

Kimler Radona Karşı Duyarlı?

Her 30 kişiden 1’i ve tüm çocuklar radona karşı duyarlıdır.

Çocukların duyarlı olmalarının nedenleri:

  • Vücutları gelişme aşamasında olduklarından dolayı DNA’nın alabileceği hasarlara karşı daha savunmasızdır.
  • Akciğerleri daha küçük olduklarından dolayı, yetişkinlere oranla 2-3 kat daha hızlı nefes alırlar.
  • Kütleleri yetişkinlere göre daha düşüktür. Maruziyet kilogram başına ölçüldüğü için maruz kaldıkları doz daha fazladır.
  • Yaşam süreleri daha uzun olduklarından, erken yaşamlarında radona maruz kalarak kanser olma riskleri daha yüksektir.

RADON ÇOCUKLAR İÇİN 10 KAT DAHA FAZLA TEHLİKELİDİR!

Ölçüm Hususları

Radon seviyeleri zamanla dalgalanır ve çevremizdeki unsurlardan etkilenir. Uzun süreler boyunca radon seviyelerini izlenmesi, bu tür dalgalanmaların hesaba katılmasını sağlayarak daha doğru ve anlamlı sonuçlar verir.

Radon Nasıl Ölçülür?

  • Bir radon dedektörü alın.
  • Kısa bir süre içinde radon seviyeleri için ilk ölçümleri alırsınız.
  • Aldığınız dedektörün özelliğine göre radon seviyelerini ekranda görebilirsiniz.
  • Daha uzun sürelerde ölçüm almak daha doğru ölçüm sonuçları almanızı sağlar.

Radon Seviyeniz Ne Anlama Geliyor?

0 – 1.3 pCi/L                Endişelenecek bir durum yok.

1.4 – 2.6 pCi/L             Seviyeleri azaltmak için çatlakları kapatmayı ve bulunduğunuz ortamı
                                      havalandırmayı deneyin.

2.7 – 4.0 pCi/L             Ölçüm almaya devam edin. Eğer ölçümler 3 ay boyu aynı seviyeleri göstermeye
                                      devam ediyorsa profesyonel yardım isteyin.

2.7 – 4.0 pCi/L             Ölçüm almaya devam edin. Eğer ölçümler 1 ay boyu aynı seviyeleri göstermeye
                                      devam ediyorsa profesyonel yardım isteyin.

Kaynaklar

1- https://www.epa.gov/radiation/what-radon-gas-it-dangerous

2- airthings.com/what-is-radon

Gıdalardaki Doğal Radyoaktivite: Uzmanlar Uluslararası Standartları Nasıl Birbirine Uyumlu Hale Getirebileceklerini Tartışıyor

Tüm yiyecekler içlerinde, topraktan karadaki ekinlere, sudan deniz, göl ve nehirlerdeki balıklara aktarılan radyonüklidler barındırırlar. Radyonüklidler aşırı enerjiye sahip atomlardır. Bu enerji onları kararsız ya da daha yaygın bir tabir ile radyoaktif hale getirir.

İçme suyu ve gıdalardaki doğal radyonüklidler genellikle oldukça düşük seviyelere sahip olmakla beraber insan tüketimi için güvenlidirler. Ancak yerel jeoloji, iklim ve tarımsal uygulamalara bağlı olarak önemli ölçüde değişiklik gösterebilirler. Bundan dolayı, konunun uluslararası uzmanları gıda güvenliğini yükseltmek amacıyla, gıdalardaki kabul edilebilir doğal radyoaktivite miktarlarını ölçmek ve belirleyebilmek için bir kılavuz geliştirmekteler.

UAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı) Radyasyondan Korunma Birimi Başkanı Tony Colgan “Her gün günlük diyetimizden düşük bir miktar radyasyon dozu alırız. Bu durum halk sağlığı açısından çoğu zaman önemsiz olsa da tüketiciler tarafından alınan dozlara etki eden faktörler hakkındaki bilgilerimizi geliştirmek açısından önemlidir.” diyor.

2018’de Viyana’da yapılan bir toplantıda konu üzerine uzmanlar, normlar ve kılavuzların şimdiye kadar insan yapımı radyasyon seviyeleri üzerine odaklandığını, bunun yanında doğal radyasyona daha az dikkat ettiğini belirttiler. Bununla birlikte Belçika nükleer araştırma merkezinden Lieve Sweeck’in de belirttiği gibi, besin zinciri ve çevredeki doğal radyasyonun birikimini ve hareketini belirlemek önemlidir, çünkü çoğu insanın radyasyon dozu doğal kaynaklardan gelir.

Dünya Sağlık Örgütü içme suyundaki hem doğal hem de insan yapımı radyonüklidlerin yönetimi için kılavuz seviyeleri de dâhil olan bir taslak geliştirdi[1]. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Gıda ve Tarım Organizasyonu (FAO) tarafından oluşturulan Kodeks Alimentarius Komisyonu da insan tüketimi için kullanılan gıdalarda bulunan ve nükleer veya radyolojik bir acil durumdan sonra kontamine olmuş uluslararası olarak işlem gören radyonüklidlere uygulanabilir kılavuz seviyeleri yayınladı[2].

UAEA şimdi ise acil olmayan durumlarda gıdalardaki doğal radyoaktivite konusu üzerine uyumlu kılavuzlar için ilkeler geliştirmeye uğraşacak ve hazırlayacakları bu kılavuzu insan yapımı radyonüklidler için hâlihazırda var olan kılavuz ile bütünleştirmeye çalışacaklar. Bu kılavuz, gıdalardaki doğal radyonüklid konsantrasyonu üzerine mevcut bilgilerin bir incelemesini, yüksek konsantrasyonların meydana gelebileceği koşulların araştırmasını ve hakkında neredeyse hiç veri bulunmayanlar da dâhil belirli ilgiye sahip gıdaların ve radyonüklidlerin tanımlamalarını içermektedir.

Birçok ülke gıdalardaki radyoaktivite seviyelerini belirlemek için ulusal izleme programları kullanırlar ve bu tür programlar sezyum, stronsiyum ve plütonyum gibi insan yapımı radyonüklidler üzerine odaklanma eğilimindedir. Uranyum, toryum, radyum ve polonyum gibi doğal radyonüklidlerin gıdalarda ölçülmesi zor ve maliyetlidir. Ayrıca birçok ülkenin sahip olmadığı tesisler, ekipmanlar ve insan kaynağı da gerektirir.

30 Ekim-1 Kasım 2017 tarihleri arasında gerçekleşen bu toplantıda, Belçika, Brezilya, İran ve Rusya’dan uzmanlar ulusal olarak üretilen gıdalardaki doğal radyonüklidleri ölçmek için yaptıkları çalışmaları sundular.

Toplantıya ayrıca Gıda ve Tarım Organizasyonu, Birleşmiş Milletler Atomik Radyasyonun Etkileri Bilimsel Komitesi ve Dünya Sağlık Örgütü temsilcileri de katılım sağladı.

Kaynak: IAEA